Okul Öncesi + Okul + İnsanlık

Lise hayatımı Saint – Joseph’te geçirdim, lise hayatım boyunca öğrendiğim şeylerin %99’unu hazırlık sınıfında Fransızca öğretmenim olan Aysel Çelik’ten öğrendim. Kendisi hayatının bir kısmını Belçika’da geçirmiş, Türkiye’de öğretmenlik yapan bir Frankofon’dur. Espiri kabiliyeti yüksek ve kendi tanımıyla: “tek derdi bize Fransızca öğretmekti”, fakat onu birazcık daha can kulağıyla dinleyenler ve bire bir sohbetlere girenler anlarlar ki, aslında tek derdi; doğrulu, dürüstlüğü ve erdemli insan olmayı öğretmekti, nasılsa Fransızca bir şekilde öğrenilirdi. Bu öğretisinde, sıkça, bize Belçika’da aldığı eğitimden ve tüm Kıta Avrupası’ndaki eğitim sisteminden bahsederdi. Ben de bu yazımda, hocamın bana anlattıklarından hareketle, olması gereken ve hal-i hazırda olan eğitim sistemimizden biraz bahsedeceğim.

Biz 5 ila 7 yaş arasında eğitim ve öğretim ile tanışan çocuklar olarak büyüdük. Bizim istediğimle olmadı tabii ki bu, yine tepemizdeki bizler adına kararlar veren “büyüklerimizin” istekleri doğrultusunda gerçekleşti. O zamanlar iyi mi, kötü mü bilemiyorduk. Şahsen, liseyi gelene kadar bu olaydan bihaberdim ve eminim benim gibi bir çok arkadaşımda hiçbir şeyin farkında olmadan çokça zaman okula gittik. İşte, ben, liseye geldiğimde Aysel Hoca’nın, onun Belçika’da yaşayan yeğenlerinin ve tüm Avrupalı çocukların 3 yaşında okula (eğitim ve öğrenime) başladığını duyunca çok şaşırdım. Sanırım doğru olan bu diye düşünmeye başladım. Sonra farkına vardım ki gerçekten de doğru olan bu. Siyaseti ve diğer her şeyi bir kenara bırakırsak, doğru olan bu. Çocuklar ne kadar erken “kafalarını meşgul ederlerse” o kadar iyi bir birey oluyorlar ben bunu anladım. Yanlış anlaşılma olmasın, ben buraya hükumeti ve “büyüklerimizin” verdiği bir takım kararları savunmuyorum, doğrudan ve olması gerekenden yanayım.

Değineceğim bir diğer nokta ise, bu kadar “akıllı”, “mantıklı” insanların, çocukların erken yaşta okula başlamasına karşı çıkması. Buna gerçekten anlam veremiyorum. Evde televizyona bakacağına, bakıcılara o kadar para verileceğine, çocuk okula gitsin, hem kendine sosyal çevre edinsin hem “adam olma” yolunda kendisi için küçük ama ilerisi için büyük adımlar atsın. Koca koca, çok saygın yerlere gelmiş ve üstelik benim de kendisine çok saygı duyduğum insanlar çocuklarını okula göndermekten korkuyorlar ve çekiniyorlar. Eğer siz çocuğunuz yanında olursanız ve ona gereken şeyleri öğretirseniz, merak etmeyin, çoğunuzun beyni yanlış fikirlerle dolmaz. Sadece korkmamak ve birazcık ileriyi görmek gerekiyor. Maalesef, kendimizi çok yüksekte görüyoruz çoğu zaman fakat, çoğu ülkenin gerisindeyiz eğitim sistemi olarak. Bunun en önemli kaynağı ve kanıtı Aysel Çelik ve onun bizlere öğrettikleridir. Biraz Avrupa’yı ve oradaki yaşamı kendimize örnek almalıyız. Bu yazı asla Aysel Hoca’ya bir övgü değildir, onun zaten böyle bir şeye ihtiyacı yok. Burada asıl olan, dilinize taktığın ve karşı çıktığınız 4 + 4 + 4’ün aslında sadece 4 + 4 + 4 olmayıp, okul öncesi + okul + insanlık öğretisi olduğunun farkına varabilmektir.