Hayal Etmek!

“Hiç aklında yokken bir ışık yanar”

Çoğu zaman hayallerle yaşar insan, hiç ilerisini düşünmeyen “carpe diem”cilerin bile, olur olmaz yerlerde, yüzlerini güldürecek, dişlerinin tatlı bir gülümsemeyle görünmesini sağlayacak hayalleri vardır. Sanırım ben dünya üzerinde “çok hayal kuran” insan statüsüne giriyorum çünkü sürekli kafamın içinde olmasını istediğim şeyler var, yapabilmek istiyorum aniden fakat bunların hiç biri tek kişilik hayaller değil. İşte sorun bu noktada başlıyor ve akıl almaz, uçsuz bucaksız bir yola sokuyor sizi.

Genellikle kurduğum hayallerin içine kattığım tek insan vardır, malumunuz sevgilim. Hayallerime ortak olarak, tüm hayallerimin kahramanı olmuştur kısa sürede ki, hayal kahramanı kavramına girdiğimiz zaman, nasıl da bir anda çocuk saflığımıza geri döneriz hepiniz bilirsiniz. İşte bu durum, korumasız, güvenliksiz olduğumuz andır ve sadece o hayal kahramanıyla, bütün bu devinimin içerisinde yalnız başımıza kalmak isteriz. Ya o anda hayal kahramanı meşgulse? Ya beş yaşındaki Yiğitcan’ın değil de başka bir çocuğun kalbine, zihnine, fikrine girdiyse? Ya yorulduysa uğraşmaktan, kahraman olmaktan?
Bu o kadar kötüdür ki, gerçekten ama gerçekten çok kötüdür. O bir hayal kahramanıdır, şüphesiz ve tabii olarak onunlar birlikte bir dünya kurmuştur hayal kahramanına gereksinim duyan çocuk, onsuz yapamayacaktır. Hayal kahramanı bunu duyar ve asla boş veremez zaten boş vermek de istemez. Bir kez olsun yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğü çocuğa şöyle bir tepeden bakar, ondan daha yüksektedir elbet çünkü çocuk çaresizdir, yoksundur. Asla ardını dönüp gidemez, kanatlarıyla ya da koskocaman ayaklarıyla, umursamadan ayrılamaz çocuğun hayallerinden. Bir kez olsun daha yanına kadar sokulur, onu sever, elinden tutar, sarılır ona, dudağından öper.

Belki bu son durum, onu bu kararsızlıktan çıkarmak için bir fırsat teşkil eder, hem zaten çocuk hep çabalamaktadır hayal kahramanı gitmesin diye. Hayal kahramanı öyle kolay kolay gidemez. Zaten çocuğunda hiç niyeti yoktur terk etmeye, terk etmeyecektir de. Bu böyle biline.

“kız en güzel, en hafif giysisini giymiş
oğlan renkli bir dünya boyamış
kapkara kapılar sormuşlar onlara
ayıp olmaz mı?
bu işler o kadar kolay mı?
ayıp olmaz mı?”

 

(NOT: İlk tırnak içindeki şarkı sözü Hayko Cepkin’e aittir. İkinci tırnak içindeki şarkı sözü Mor Ve Ötesi’ne aittir.)

Reklamlar

Yorumlar kapalı.